Kas 03

Bademcik iltihabı geçiren Ceylin dün gece çok ateşlendi. Kullandığımız ilaçlara rağmen ateşini düşürmekte zorlandık. Çocukların hastalıkları en az onlar kadar ebeveynlerin de bünyesini sarsıyor. Dün gece babamı çok iyi anlamış oldum. Biz hastalandığımız da uyumaz başımızda beklermiş, yani annem öyle anlatırdı. Ben de dün saat 3 buçuğa kadar ayaktaydım. Uyursam ateşini kontrol edemem diye yatmadım. Bugün gözlerimde biraz yanma var :) ama olsun.

Bu hafta yazılı yapacağım girdiğim tüm sınıfları. Pazar günü okuldan getirmiş olduğum kitaplarımı açma fırsatım olmadı henüz. Nasipse bugün yazılılardan birini hazırlıycam. Çarşamba günü de başlayacağım yazılı yapmaya.İnşaallah güzel notlar alırlar.

Bugün derste bir bey geldi sınıfa duyuru yapmak için izin istedi. Ben de çok kısa bir cümle olmak şartıyla olur dedim. Adam çarşamba tiyatroya beklediklerini söyleyip sınıfa gelip gelmeyeceklerini sordu.Sınıf toplu halde gelmeyeceğiz yazılı var dedi.Tam bu sırada içeri astronot kıyafetli biri daldı.Tiyatrocuların bu tür tanıtımlarına alışkın olduğum için şaşırmadım. Ama astronot da işe yaramadı birkaç öğrenci dışında kimse tiyatroya gitmek istemiyordu. Düşündüm de ben öğrenciyken tiyatroları kaçırmazdım. Çok severdim. Şimdi ki çocukların ilgisini çekmek sanırım daha zor..

Hastalıktı,yazılıydı,tiyatroydu derken cümleler cümleleri kovalamış. Benim bugünlük ayrılma vaktim gelmiş. Sizi tarifle başbaşa bırakıp gidiyorum. Cevizli browni için gelen güzel yorumlarınız için teşekkürler. Denemeye değer bir tariftir. Benden söylemesi:)

Malzemeler:

  • 4,5 su bardağı un
  • 1 çay bardağı yağ
  • 1 çay bardağı su
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 yaş maya
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 yumurta
  • yumuşamış tereyağ
  • çörek otu ve susam

Yapılışı:

  • 1 çay bardağı süt ve 1 çay baradağı suyu karıştırıp ılıklaşana kadar ocakta tutuyoruz.
  • İçine mayayı ufalayıp atıyoruz.
  • Unu eleyerek bir kabın içine alıp ortasını havuz şeklinde açıyoruz.
  • Havuzun ortasına yumurta akını, sıvıyağı şekeri  ve mayayı,unun üstüne de tuzu koyup ortadan başlayarak dışa doğru yoğuruyoruz.
  • Kulak memesi kıvamındaki hamuru 18 bezeye ayırıyoruz.Kurabiye büyüklüğünde bezeler olacak.
  • Bezeleri çay tabağı büyüklüğünde açıp yumuşamış tereyağını bıçak yardımıyla hamurun üstüne sürüyoruz.
  • İnce bir rulo yaptığımız hamuru elimizde kıvırarak uçlarını kaynaştırıp halkalar yapıyoruz.
  • Halkaları yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye dizip yumurta sarısını sürüp çörek otu susam karışımında serpiyoruz.
  • 200 derece fırında nar gibi kızarana kadar pişiriyoruz.
Ağu 14

Bu tarife görüntü itibariyle açma demek, lezzet olarak da poğaçaya benzediğinden poğaça demek gerektiğini düşündüm. Sonuçta “Açma Görünümlü Poğaça” çıktı :)

Kübra Yenge, benim bebekliğimden ilkokul yıllarıma kadar geçen sürede oturduğumuz mahalleden bir teyze. Annemlerle samimiyetleri çok eskiye dayanıyor. Kendisiyle görüşmeyeli birkaç yılı geçmişti. Dün kızıyla birlikte bize geldiler. Öğleden sonra haber verdikleri için mozaik kek ve kolay pizza yapabildik. Kübra Yenge de gelirken sade poğaçalardan yapıp getirmiş.

Ben de kendisinden tarifini alıp sizlerle paylaşmak istedim. Yumuşak sade poğaçalar için işte yapmanız gerekenler :)

Malzemeler:

  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı ılık süt ya da 1 su bardağı daha ılık su
  • 1 paket yaş mayanın yarısından biraz fazlası
  • 1 su bardağı çiçek yağı
  • 1 yumurta (akı hamurun içine sarısı dışına sürmek için)
  • 2 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • alabildiği kadar un
  • üstüne çörek otu ya da susam

Yapılışı:

  • Ilık suyla mayayı ıslatıyoruz.
  • Üzerine bir bardak ılık sütü ekleyip karıştırıyoruz. (süt yoksa su da kullanılabilir)
  • 1 su bardağı sıvıyağı ve yumurtanın akını ekleyip elle karıştırıyoruz.
  • Aldığı kadar un,şeker ve tuzla kulak memesi kıvamında bir hamur yoğuruyoruz.
  • Üstünü örtüp ılık bir ortamda mayalanması için 1 saatten fazla bekletiyoruz.
  • Açma şekli verilebildiği gibi içine peynir koyup poğaça şeklinde de yapılabilen hamurları yağlanmış tepsiye diziyoruz.
  • Üstüne yumurta sarısı sürüyoruz.
  • Çörek otu ya da susam serpiyoruz.
  • Kaç derecede pişiriyoruz sormayı unutmuşum :) bence 180-200 arası olsa gerek:)
  • Afiyetle..

Unutmadan kendisinden aldığım helva tarifini İstanbul’a gittiğimde hatırlatın da bir akşam iftara yapalım olmaz mı :)

Haz 23

Geçmiş olsun ziyareti için hastaneye gelen, telefon eden, mail atan, yorum yazan herkese çok teşekkür ederim. Ceylin’e  bugün son iğnesi yapıldı. Yarından itibaren 5 gün antibiyotik tedavisine şurupla devam edeceğiz. Ardından tekrar tahlil yapılacak. İnşaallah birşey çıkmayacak.

Hastaneye ziyarete gelen bir komşumuz beni çok duygulandırdı. Maddi durumları çok iyi olmamasına rağmen Ceylin için muz almışlar, meyve suyu, su ve bardak bile getirmişler. Üstelik abinin işi geç vakit bitmesine rağmen ailecek ziyaretimize gelmişler. Böyle gönlü zengin, temiz insanları seviyorum.

 Hastalık ve sıhhatle ilgili iki hadis paylaşmak istiyorum.

Hadis: ” Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.” (Ebu Hureyre ve Ebu Said, Kütüb-ü Sitte,3692 )

Hadis: ” Sizden kim nefsinden emin, bedeni sıhhatli ve günlük yiyeceği de mevcut ise sanki dünyalar onun olmuştur.” (Ubeydullah İbnu Mihsan el-Hutami)

Siteye girebilirsem yazıyorum, vakit buldukça iade-i ziyaretlere geleceğim arkadaşlar.

Gelelim tarife bu ölçülerle 6-7 tane paskalya çıkıyor.

Malzemeler:

  • 2 Yumurta ( Birinin sarısı üstüne sürmek için ayrılacak )
  • Yarım su bardağı süt
  • Yarım yaş maya
  • Yarım su bardağı sıvı yağ
  • 3 çorba kaşığı tepeleme toz şeker
  • Çay kaşığının ucuyla tuz
  • 3 tatlı kaşığı mahlep
  • 2 çorba kaşığı kırılmış fındık
  • Aldığı kadar un

Yapılışı:

  • Ilık sütle mayayı eritiyoruz.
  • Karıştırma kabına alıp üzerine yumurtaları ekliyoruz.
  • Sıvıyağla birlikte karıştırıyoruz.
  • Fındık hariç kalan malzemeyi ekleyip kulak memesi kıvamında bir hamur yoğuruyoruz.
  • 10-15 dakika üstüne bez örtüp hamuru dinlendiriyoruz.
  • Cevizden büyükçe parçalara ayırdığımız hamurdan bir karış büyüklüğünde fitiller yapıyoruz.
  • Yağlanmış fırın tepsisi üzerinde üçlü ya da dörtlü çok sıkı olmayan örgüler yapıyoruz.
  • Üstünü örtüp 45 dakika ya da 1 saat kadar tepsi mayası gelene kadar mayalandırıyoruz.
  • Ayırdığımız yumurta sarısını paskalyaların üstüne sürüyoruz.
  • Fındıkları serpiyoruz.
  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.
  • Ilıyınca dilimleyip servis yapıyoruz.
  • Bir fincan çayın yanında afiyetle yiyoruz :)
Haz 19

Bebek

Sene 1982, aylardan Haziran, günlerden Çarşamba, ayın 16 sı, bir kız bebek doğmuş,adı Tuğba  konmuş.

Sene 2007,aylardan Haziran, günlerden Pazar ,ayın 24 ü, bir kız bebek doğmuş, adı Ceylin Naz konmuş.

Sene 2008,aylardan Haziran, günlerden Pazartesi, ayın 16 sı, Tuğba’nın kızı Ceylin’le geçireceği ilk doğum gününde Ceylin hasta olmuş.

Alev alev yanmış küçük  bedeni, ateşlenmiş. Hastaneye gittiklerinde 39,3 müş ateşi. Acilde annesi fitil koymuş, şurup içirmiş, laboratuvara gönderilmiş. Soğuk uygulamaya gerek kalmadan düşmüş  ateşi.

Eve dönmüşler, uyumuşlar. Gece saat 3, Ceylin kusarak uyanmış. İçtiği sütler bembeyaz kaplamış yatağı, hazmetmemiş midesi. Gene ateşlenmiş. Annesi fitili koymuş,doktoru aramış şurubu sormak için.Hemen gelmeleri istenmiş. Hastaneye yatırılmış Ceylin. Minik eline serum bağlanmış. Koca yatağa yakışmamış küçük bedeni. Tahlillerde  bolca mikrop,iltihap çıkmış. İğneler,ilaçlar eklenmiş yeni  serumlara..

Ceylin’in doktoru gelmiş sabah, röntgen,ultrason,tahliller..istediklerini bir bir vermiş Ceylin. Zorluk çıkarmamış,hastaymış,hali yokmuş yaramazlık yapmaya.

İlk gece oda arkadaşı kendisinden 10 gün kadar büyük bir kızmış. Bir dilim soğuk karpuz yemiş,ses telleri kapanmış. Ona hava verilirken o ağlamış,ona bakıp Ceylin’de ağlamış. Nerdeyse Ceylin’in annesi de katılıyormuş bu iki kızın ağlamalarına..

Sabah Ceylin tek kişilik odaya alınmış. İshal olmuş. Hemşireler sık sık ateşini ölçüp,kalbini  dinlemişler. Enfeksiyona bağlı taşikardi varmış. Minik kalbi pıt,pıt,pıt diye hızla çarpıyormuş.

Ceylin geceleri uyumuş,gündüzleri kolundaki serumla kavga etmiş,bir türlü bırakmıyormuş onu.Eline nasılda yapışmış bu hortumlar. Hem ayağa da kalakamıyormuş,kalkınca serum eline gireceğine,kanı seruma karışıyormuş. Ama ne yapsın,hiç  bu kadar hareketleri sınırlandırılmamış daha evvel. Evde oda oda gezen,çekmeceleri boşaltan Ceylin yatağa hapsolmuş.

Ayın 18′i Ceylin’e izin çıkmış. Öğleden sonra odasını bir başka bebeğe bırakıp evine gelmiş. Haberi yokmuş 5 iğne,ardından 5 gün şurup  ve sonunda tekrar tahlil yapılacağından.

Ayın 19′u..ilk iğnesi yapılmış.Ağlamış.Bacağı kanamış.Eve gelmişler,unutmuş bacağındaki sızıyı.Gezmiş,dolaşmış özgürce,anneannesinin ördüğü dantelleri çekiştirmiş,oynamış.

Şimdi uyuyormuş,annesi  Tuğba da kendisini sevenlere bunları anlatıyormuş.Neden masal gibi miş,mış diyormuş.Belki dün ağlayarak bir ajandaya yazdığı iki sayfayı geçirmek içinden gelmediği çünkü ajandayı açıp yazdıklarını yeniden okuduğunda üzüleceğini düşündüğünden,unutulmak üzere yazılmış kalsın istediğinden bugün tekrar  eski bir masalı okurmuş gibi yazmak istediğinden kimbilir  belki de arkadaşı Sema‘nın kendisini yetenekli görüp aylar öncesi masal yazması konusunda ki ısrarından etkilendiğindendir..

Sevgi ve selamlar..

Haz 11

 

Şimdi yazmaya başlıyorum mesajını bırakalı tam 3 saat 43 dakika olmuş. Yazmak için son derece müsait olmama rağmen merakıma engel olamayıp bazı haberleri inceleme gereği  duydum.

Birkaç aydır insanın kanını donduran,korkuyla birlikte üzüntü,tiksinti,ürperti ve bir  o kadar da acıma duygusunu kabartan cinayet haberleri.Bu tür haberleri ailemden edindiğim bir özelikle dinlememeye özen gösteren biri olarak haberleri ya istemeden duydum ya da internette okumak durumunda kaldım.Beni etkileyen yanı ise maktulun anne katilinse evlat olması.

Profösör bir annenin kızı tarafından katlini kızın psikolojik bozukluklarının olmasına bağlayıp geçmiştim.Eğitimci de olsa bir annenin evladıyla  iletişim kuramayabileceği gerçeğini görmüştüm.

Bursadaki 17 yaşındaki gencin hikayesi pek üzdü beni.Bu satırları yazarken aklıma daha 17,17,17ymiş şarkısı geldi Teoman’dan.Biliyormusunuz ilk resmi olarak göreve başladığım  yıl 8.sınıf bir öğrencim hareketleriyle,görüntüsüyle daha bir olgun geliyordu bana.Sene sonunda öğrenci dosyalarını doldururken bir de baktım yaşıtlarından 2 yaş büyük.Yani herhalde 16 ya da 17.Aman Allah’ım  bu yaştaki bir çocuk,yoksa genç demek daha  mı doğru..yok yok bence çocuk.17 yaş,ergenlik,kendini ispatlama,kişiliğini oturtma çabası daha doğrusu kişilik arayışı,özentiler,beklentiler,hep ben,hep banalar..en zor yıllar..

Baştan söyleyeyim annelerin kaç parçaya ayrıldığını falan anlatmayacağım,o yüzden korkmadan yazımı okumaya devam  edebilirsiniz:)

Benim bahsetmek istediğim ailelere  düşen görevler ve ailemde yakaladığım doğru davranışlardan örnekler..

Katilin saçlarının kırmızı tırnaklarının siyah olmasının nedeni hayranı olduğu metal gruba benzeme çabası.Öncelikle gençlerin ergenlik döneminde şarkıcılara,gruplara olan hayranlıklarını ve müzik seçimlerini eleştirmeden ve onları kırmadan anlamaya çalışarak kabullenmekle başlamalı fakat fiziksel değişimlere girmelerine izin verilmemeli ya da dizginlenmeli.Ben ağır  metal falan dinlemedim,latin müziklerinden hoşlanıyordum ve Ricky Martin hastasıydım.O zamanlar Türkiye’de henüz tanınmıyordu,ben yabancı müzik kanallarından keşfetmiştim.Babamdan Ankara’ya gittiklerinde albümünü istemiştim,babam çok zor bulmuştu.Şarkılarını ezberlemiştim.Odamda posterleri vardı,2 sene sonra posterleri kendi rızamla indirdim.Yeni albümü çıktığında almadım bile.Yani bunlar geçici dönemler..

Gerçi böyle konuştuğuma bakmayın,Allah korusun kızımın odasına girdiğimde Marilyn Manson posteri görmeyi asla istemem!

Okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi dersini kaldırmayı düşünen ve bunu savunan zihniyete bu cinayetler kapak olsun!Satanist değil,din karşıtıyım diyor katil.Allah inancı olmayan biri elbette Allah korkusu da taşımayacak,manevi boşluğunu dolduramayınca kendini jiletlemekle başlayıp annesini doğramaya kadar gidebilecek bir şeytani yola sapabilecektir.Tabii bu demek değil ki tüm katiller ateist.Bu sadece Allah’ı kaybeden bir ergenin düşebileceği durumu gösteriyor.

Annem ve babam ben üniversite 3. sınıfa gidene kadar bana korku filmi seyrettirmediler.Aranızda gülenleriniz var belki.Ciddi söylüyorum,korku filmi seyretmedim o yaşıma kadar.O zamanda gece yarısı tesadüfen elm sokağı kabusu başlıyordu,bir cesaretle seyrettim,ardından birkaç tane daha.Ama bu filmleri izleyecek doğru yaştaydım.Öğretmen olmama bir yıl kalmıştı.Katilin örnek aldığı kişiler listesi baştan sona katillermiş.Demekki bunları çocuk yaşta seyretmiş ve idolü Karındeşen Jack’in  etkisinden kurtulamamamış. Olabilir,tvde yaş sınırlamalarına dikkat edilmeli,uygun olmayan programlar çocuklara seyrettirilmemeli.İnternete güvenlik programı yüklenmeli.Ekranın karşısında sınırsız özgürlük tanınmamalı.

Arkadaş gurubu takip edilmeli,gerekirse aileler tanışmalı,diyalog halinde  olmalı.Anneciğim orta okuldayken arkadaşlarımın annelerini eve kabul eder,tanışırdı.Varmış bir bildiği:)

Çocuklarla,gençlerle konuşurken doğru  bir dil kullanılmalı.Ve bu dil “ben dili” olmalı.Herhalde eğitimci arkadaşlar  bu söze gülümsediler.Kpss’ye girecek Meltem’im burdanda  gelebilir :) Başarılar arkadaşıma!

Ben dili demek çocuğunuzla konuşurken onu şuçlayarak değil,onun yaptığından duyduğunuz rahatsızlığı dile getirerek konuşmaktır.Örneğin “kapıyı çarpma!” diye bağıracağınıza “sen kapıyı çarpıcınca ben irkiliyorum,üzülüyorum,lütfen yavaş kapat”şeklinde konuşmaktır.

Pek çoğumuzun bildiği gibi olumsuz cümleler yani yasaklar herkeste yapma isteği uyarır,o yüzden olumlu pekiştireçler tercih edilmelidir.

Sevgili dostlar ben bir öğretmen ve anne kimliğimle üzerime düşeni yaptım hergün binlerce insanın ziyaret ettiği bu siteden belki bunları okuyup kendine pay çıkaracaklar vardır diye kendimce doğruları gösterdim.

Kronik ürtiker hastası olarak üniversite 4den bu yana allerji olmuyordum,yaklaşık bir aydır tekrarlıyor.Bugün  doktora gittim,ilacımı aldım,bu saat oldu ve ilacı almamama rağmen Allaha çok şükür allerjim yok.

Oturma odamızın duvarları somon rengiydi,eşimle güz gülü renginde karar kıldık,harika oldu,oda acayip ferahladı.Evini boyatacaklara fikir verir diye düşünüyorum.

Saat gecenin 00:50 si bu saatte tarif yazmamı beklemiyorsunuz değil mi?Yukarıdaki pizzaların tarifini daha önce vermiştim,bunların tek farkı evde domates olmadığından 1 kaşık salçayı sulandırıp pizzaların üstlerine paylaştırılarak yapılmış olmaları.Sizde böyle çözümler bulabilirsiniz:)Tarif burada tıklayın.

Allah hepimize hayırlı evlat olmayı,hayırlı evlatlara sahip olmayı nasip etsin..duası ile bugünlük bu kadar..