Tem 30

Hoşaf demek her zaman daha kolayıma gelse de kompostoya komposto diyerek hakkını vermek lazım. Hoşafla komposto arasındaki farkı bilmeyenler varsa kısaca açıklayayım.

Hoşaf kuru meyvelerden yapılan,komposto ise yaş meyvelerden yapılan şeker ve su ilavesi ile pişirilen ve soğuk tüketilen bir nevi taneli içecektir.

Hoşaf kelimesi Farsça’dan gelir,bildiğim kadarıyla komposto da batı dillerinden gelen bir kelimedir.

Neyse teorik kısımları geçelim ve gelelim işin özüne. Komposto yaz aylarının vazgeçilmez içeceklerinden biridir. Vişne kompostosu, çilek kompostosu.. daha pek çok meyve kullanılarak yapılan kompostolar lezzetiyle birlikte hem ferahlatıcıdır hem de sağlık açısından vitamin deposudur.

Kışın sık sık hoşaf pişiririm. Kuru erik, kayısı ve üzüm hoşafı..

Henüz hiç komposto pişirmemiş biri olarak dün annemin yaptığı çilek kompostosunun tarifini veriyorum. İlk fırsatta ben de yapacağım. Sevgili eşim İstanbul’dayken çilek kompostosu istemişti. Onun yerine de birazdan bir kase afiyetle içeceğim:))

Malzemeler:

  • 1 kg çilek
  • 1 kgdan az su
  • 1 su bardağından biraz fazla şeker

Yapılışı:

  • Çileklerin saplarını koparıp,temizleyip,yıkayarak üzerine su ekleyip ocağa alıyoruz.
  • 5 dakika kaynadıktan sonra şekerini ekleyip 5 dakika daha kaynatıyoruz.
  • Ocaktan aldığımız komposto oda sıcaklığına gelince buzdolabında soğutuyoruz.
  • Kaselere doldurup soğuk servis yapıyoruz.

Not: Çilek kendi suyunu bıraktığı için suyunu ayarlarken çok koymamaya çalışın. Ölçüler annem göz kararı yaptığı için :) tahmini verdiği ölçülerdir. Uyarımı dikkate alarak yaptığınız takdirde mükemmel lezzette kompostolarınızı afiyetle içiyor olacaksınız :)

Tem 30

Üst katımızda ki eklem romatizması hastalığı olan Hayriye Anne’yi kandil dolayısıyla ziyaret ettikten sonra Ceylin’le bahçede biraz dolaştık. Sonra telefon trafiğinin içine girdik. Akrabalarla telefon görüşmesi, arkadaşlara mesaj derken bu vakit oldu.

Mir’ac, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz (S.A.S) Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ’ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
Geceyi kandile yakışır bir şekilde geçirmek dileğiyle..Kandiliniz mübarek olsun.

Aşağıdaki ayet ve hadisleri paylaşmak istedim. Mir’ac ,namaz, gıybet ve cennetle ilgili.

Allah (C.C) buyuruyor ki:

“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. ” (İsra,1)

“O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. (Necm,7-18)

“Sonra onların arkalarından namazı savsaklayan ve nefislerinin azgın arzularına uyan bir nesil geldi. Onlar, ileride cehennemin en derin yerini boylayacaklardır. Fakat tevbe edip iyi amel işleyenler müstesna, onlar en ufak bir haksızlığa uğramaksızın cennete girerler.” (Mukasefetü’l Kulub’dan)

 Peygamber Efendimiz (S.A.S) buyuruyor ki:

“Mir’ac Gecesi tırnakları ile çehrelerini tırmalayan bir guruba rastladım. Cebrail’e (A.S) (Bunlar kimdir) diye sordum. Cebrail de (A.S) bana (Bunlar gıybet yaparak başkalarının şerefini lekeleyenlerdir) dedi.”

“O sizin günahlarınızı bağışlayarak altlarından ırmaklar akan cennetlere ve “Adn” cennetindeki güzel köşklere yerleştirir” mealindeki ayet hakkında sorulan bir soruyu Peygamberimiz (S.A.S) şöyle cevaplandırır:

“-İnciden köşklerdir,her köşkte kırmızı yakuttan yetmiş daire vardır. Her dairenin yeşil zümrütten yetmiş odası vardır. Her odada yetmiş sedir, her sedirde her renkten yetmiş döşek, her döşekte iri gözlü hurilerden bir eş bulunur. Her odada yetmiş sofra, her sofrada yetmiş türlü yemek vardır ve her odada yetmiş hizmetçi bulunur. Her sabah mü’mine bunlar yeniden tazelenerek verilir.”

Tem 27

Evvelki gün amcamlar Caprice’ten sonra bize geldiler. Ender ablamı da alıp Yalvaç’a geçtiler. Salı günü Almanya’ya gitmek için yola çıkacaklar. Orda havalar serin ve de yağışlıymış. Hem memleketten ayrılma hem de hava değişimi oldukça etkiliyor olmalı.

Ben bile Aydın’dan annnemlerden ayrılıp İstanbul’a gittiğimde birkaç gün kendime gelemiyorum. Ülke değiştirmeyi düşünemiyorum ve burdan Hicran’cığıma, Sevval’ciğime ve tüm gurbette kalıp aillerine,memleketlerine özlem duyanlara tez zamanda kavuşmalar diliyorum.

Tarif yazmaya üşenir oldum. Hatta internete bile giremiyorum. Dün misafirlerimiz gitti. Bugün de üstümde bir ağırlık var. Sıcaklardan desem geldiğimiz zamana göre havalar daha iyi,eski sıcaklık kalmadı. En azından akşmaları serin oluyor. Dün İstanbul yağışlıymış.Umarım bizim evin pencereleri kapalıdır. Bakalım eve döndüğümde beni ne kadar iş bekliyor olacak.

Bu sene hem okul hem de Ramazan-ı Şerif aynı gün başlıyor: 1 Eylül.

1 Hafta öncesi temizliğe başlamalı. Alışveriş yapmalı. Şimdiden heyecanı sardı beni. Herhalde hepimizde bu ruh hali oluyor. Sanki aç kalacakmışız gibi, alışveriş yapma,eve erzak alma gereği,bir garip heyecan işte..Ah birde fiyatları fırlatmasalar.

Amcamlar geldiği akşamki sofra resmi ve dün sabah ki kahvaltı sofrası resimlerini paylaşmak istiyorum.

 

Akşam Yemeği Menüsü:

  • Düğün Çorbası (yoğurtlu,pirinçli,nohutlu)
  • Zeytinyağlı Fasulye
  • Pirinç Pilavı
  • Tavuk
  • Etli Yaprak Sarma
  • Çoban Salata
  • Yoğurt
  • Karpuz-Kavun

Bugünlük bu kadar..Daha sık yazabilmem dileğiyle:)

 

 

Tem 23

Merhaba,

Tam bir ay aradan sonra tekrar birlikteyiz. Bu bir aylık arada neler oldu, neden sizlerden ve sayfamdan ayrı kaldım anlatayım.

Ceylin iyileşti. Bir kaç gün birkaç saatliğine okula,seminere gitmem gerekti. Evde olduğum zamanlarda pek yemek yaptığım söylenemez,belki de bu yüzden siteye giremedim ya da girmedim. Havaların ısınmasıyla, hafif gıdalarla beslenmeyi tercih ettik eşimle.

 

29 Haziran akşamı Ceylin’in gecikmeli doğum günü kutlaması vardı. Ceylin huysuzlanıp uyuyunca hediyelerini açmak bize düştü. Uyanık olsaydı eminim bize bırakmazdı. Renkli ve parlak kağıtlar tam ona göre..

30 Haziran’da Almanya Krefeld’den amcamlar geldi. Geçmiş senelerde hep uçakla Antalya’ya inip ordan Yalvaç’a geçmeyi tercih ederlerdi. Bu sene arabalarıyla gelmeyi daha hesaplı bulup hem de gezerek gelmek istediklerinden bize de uğramış oldular. İlk gün yemeğe geldiklerinde menü:

  • Yayla Çorbası
  • Domates Çorbası (Amcamın nane sevmediğini annemden öğrenince alternatif olarak domates çorbası yaptım)
  • Etli Taze Fasulye Yemeği
  • Pirinç Pilavı
  • Tavuk Sote
  • Mevsim Salata
  • Sakızlı Muhallebi ( üzerinde sade ve kakaolu iki kup dondurma eşliğinde )

1 Temmuz sabahı misafirlerim erken uyanınca kahvaltıyı hazırlamaya başlamış olmama rağmen biraz panikledim doğrusu. Hatırladığım kadarıyla patates kızartması, krep, sucuklu yumurta yapabildim.Kahvaltıdan sonra Ceylin’i babaannesine bırakarak benim rehberliğimde :) gezmeğe çıktık. Sultanahmet Camii, Ayasofya ile gezimize başladık. Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı,Mahmutpaşa derken Eminönünden vapura binip boğaz turu yaptık (tur sırasında da yunus balıklarını izleme şansımız oldu). İlla ki köprü altında balık ekmek yemeli ve de yendi :)

 

Eşim mesai çıkışı bize katıldı, babaannesini arayıp Ceylin’i sorduk, bıraktığım çorbaları ve yoğurdunu yemiş, kapıya gidip beni beklemeye başlamış. Çok oyalanmama kararı ile Gülhane Parkı’na girdik. Almanya’da bolca park olması nedeniyle pek ilgilerini çekmese de tepedeki çay bahçesine çıkıp manzarayı gördüklerinde bayıldılar. Almanya’da olmayan şey buydu işte :)

Her defasında bakır demlikte çay istediğimiz bahçede bu defa eşimin aklına kumpir ısmarlamak geldi. Gel gör ki kumpirler hem gecikti hem de Bakırköy’de ki kumpirler gibi lezzetli değildi. Burdan gidecek olanlara bir uyarı ,çay için ama kumpir yemeyin Gülhane’de.

Eve döndüğümüzde Ceylin’in altını temizleyip,karnını doyurup uyuttuktan sonra çaylarımızı içtik,muhabbet ettik.

2 Temmuz günü erken uyandıklarını öğrendiğimden önce pide hamurunu hazırladım,mayalanmaya bıraktım. Kahvaltılıkları hazırlayıp pideleri yaptım. Keki fırına vermiş olsamda kahvaltıya yetişmedi. Çocuklar sevdiği için gene patates kızarttım. Kahvaltıdan sonra Ceylin’i ve arabasını da yanımıza alarak çıktık yola. Bir gün öncesi kapalı olan Topkapı Sarayı’na gittik. Biz Ceylin’le bahçede dolaşırken amcamlar sarayı gezdi. Buluşup çıktık. Amcamın kızı Selin’e bir gün öncesi de aradığımız gibi şalvar aradık. Almanya’da modaymış. Maalesef bulamadık. Eşimle buluştuk. Eminönü’nde ki Saray Restorant’a gittik. Ceylin arabasında uyurken biz de karnımızı doyurduk. Eşim ertesi gün başbakan geleceği için yapılan hazırlıkları takip etmek üzere kısa bir süreliğine bizden ayrıldığında bizde köprüde yürüyorduk. Eşim bize katıldıktan sonra amcamın isteğiyle Taksim’e gittik. Dondurmalarımızı yiyip biraz dolaştıktan sonra eve döndük. 

3 Temmuz sabahı kayınvalidem  amcamlarla bizi kahvaltıya davet etti. Resmini çektim diye hatırlıyorum ama telefonuma bakmam lazım. Kahvaltıdan sonra amcamlar Yalvaç’a gitmek üzere yola çıktılar.

Amcamlardan sonra aynı gün akşam üstü kayınvalidem,eltim ve çocukları Yalvaç’a gittiler. Onlar gittikten sonra kuzenim (halamın kızı) Ender ablamı davet etmek geldi aklıma. Aradım,kabul etti.

5 Temmuz ikindi vakti Ender ablamı otogardan aldık. Carrefour’a çıktık, sultanahmet köftesi ikram ettik kendisine. Çaylarımızı evde içtik.

6 Temmuz Pazar günü boğaz turu yaptık. Ceylin rüzgardan etkilenmesin diye alt katta camla çevrelenmiş bölümdeki koltuklara oturduk. Yasak bölge olan ve geçilmesin diye iple kapatılmış olan bölüme görevlinin uyarılarına rağmen geçen düşüncesiz insanlar tarafından önümüz kapatılmış olsa da kavga etmeden biten geziyle rahatladım. Nasıl bir mantıksa gözünün içine baka baka adam önüne geçiyor. Diyorsun orası yasak bölge, biz göremiyoruz..amaaann nafile. İpini koparan İstanbul’a gelirse, dağdan indim şehire durumunu yaşadıklarının farkında olmuyorlar. Böyle küçük şeyler bile emin olun kul hakkına girer. Ben de aynı parayı veriyorum,senin arkanı izlemek için mi a dümbelek kafalı! Heh he! Hoşuma gitti bu laf!İnsan kızınca ağzına da terbiyesine de bir ilham geliyor:))

Boğaz turundan önce aldığımız mısırları biz vapura binmeden bitirdiğimizde Ender ablam iki ısırık alabilmişti. İştahı böyle açık! olan kuzenim tur dönüşü balık ekmek yemeyi istemedi. Eşim de balığa pek bayılan biri olmadığından onlar kazandı ve Cankurtaran’a Eminönü sosyal tesislerine gittik. Denize nazır masamızda yemeğimizi yedik. Ceylin’de çorba içti.Eve döndük,çaylarımızı içtik,uyuduk.

7 Temmuz Pazartesi büyük bir alışveriş merkezine gittik,bol bol gezdik.Akşam eşimde bize katıldı,yemeğimizi yedik,döndük,çaylar yine eve kaldı.

8 Temmuz Salı öğleden sonra önce sevdiğimiz bir pastanede oturduk, sonra Bakırköy’e gittik. Dolaştıktan sonra sahile inmek istedik. Üst geçitten geçerken bir polis memuru sağolsun yardım etti,Ceylin’in arabasını çıkarttık. Akşam eşim bize katıldı.Eve döndük,sabahtan yaptığımız yemeklerle sofrayı hazırlayıp evde yedik.

9 Temmuz Çarşamba günü Topkapı Sarayına gittik.Ceylin,Ender ablam ve ben bol bol gezdik. Eşimle buluştuk,Gülhane’ye çay bahçesine gittik. Çaylarımızı denize karşı yudumladık.

10 Temmuz Perşembe Dolmabahçe Sarayı’nın yanındaki çay bahçesine gittik. Denizin belki de en berrak olduğu kıyıya bakan masamız Ender ablamın korktuğu kediler tarafından basılana kadar herşey güzeldi:)

11 Temmuz Cuma yolu öğrenen kuzenim Dolmabahçe Sarayı’na kendi gitti,çünkü bir gün evvel kapalıydı. Ben evde valiz hazırlamakla,çamaşır ve ütüyle meşguldüm.Akşam Ender ablamı otobüsle Yalvaç’a gönderdik.

Eve döndüğümüzde her ne kadar yorgun olsamda saat 2:30 a kadar valiz hazırlamaya devam ettim. Sabah 5 te kalktık, 5:30da yola çıktık. Uçağımız 06:50 deydi. 20 dakika rötar yaptı. Denizli’ye indiğimizde annemler henüz bizi almaya gelmemişlerdi. Havaalanı birden boşalınca Ceylin bol bol gezecek boş alan bulmuş oldu. Ordan oraya koştu:)

Annemler bizi almaya geldiler,onlarla Yalvaç’a doğru yola çıktık. Yolda bir dinlenme tesisinde mola verdik. Annemin hazırladığı börekleri,dolmaları,köfteleri afiyetle yedik.Yalvaç’a vardığımızda amcamlar,halamlar,babaannemler koca bir aileydik.

Vardığımız günün akşamı bir akrabamızın düğünü vardı. Ceylin’in altını temizleyip,karnını doyurup,uyutup baaanneme bırakıp bizde düğün salonuna gittik. Takı merasimi vardı.15 dakika oturduk oturmadık babaannem aradı,kızın durmuyor diye:) Çok güzel oynadığı ve hiç oturmadığı söylenen gelinin oynamasını görmek nasip olmadı:)

Eşim işlerindeki yoğunluk nedeniyle iznini ertelemek durumunda kaldı ve ertesi gün İstanbul’a döndü. Bir hafta Yalvaç’ta çabucak geçti.

18 Temmuz Cuma akşamı Ender ablam da bizimle geldi ve Aydın’a döndük. Ceylin akşam yatmadan önce ateşlendi.37,6. Uyudu. Gece saat 3:30 da babam ölçtüğünde 38,9 du.Hemen ılık duş aldırdım. Babam eczaneden Paranox Fitil ve İbufen Şurup getirdi. Fitil ve şuruptan sonra ateşi düştü.

19 Temmuz sabahı Nazilli’de orta kulak iltihabı teşhisi kondu. Verilen ilaçları eve geldikten sonra verdik. Ceylin kustu.Tekrar doktora gittik. Muayenehanesinde bulamadığımız çocuk doktoruı bu defa gelmişti. Onun teşhisi hava değişimine bağlı bir rahatsızlık olması yönündeydi.

İstanbul’da ki doktorumuz da eşime hava değişiminden kaynaklanabileceğini muhtemelen orta kulak iltihabı olmadığını söylemiş.

Ceylin kustuğu için ilaçlar serumla verilmeliydi. Hastaneye çocuk servisine alındı. Ender ablamla bir gece hastanede kaldık. Şimdi antibiyotik şurup kullanıyoruz. Allah’ a şükür kuzucuk iyi.

Dün çok yazmak istemiş olmama rağmen akşam misafirlerimiz vardı,öğleden sonra da pasta yapmakla meşguldüm.

Sitemi, Keyifli Mutfağım’ı, yazmayı, sizlerle birşeyler paylaşmayı çok özlemişim. Sanırım siz de beni özlediniz :)

Hepinize güzel yorumlarınız, içten mesajlarınız ve mailleriniz için çooook teşekkürler. Beni rüyasında gören sevgili takipçim, canım inan mailini okurken çok duygulandım. Site vasıtasıyla aramızda oluşan bu duygusal bağ çok güzel. Gene siteyi yeni tanıyıp müptelası olduğunu söyleyen değerli okurlar maillerinizle çok mutlu oldum,sağolun. Yorumların hepsini okuma fırsatım olmadı,birazdan kalanları da okuyacağım.

Bu arada eşine süpriz yapmak isteyen ve benden bir tatlı tarifi isteyen beyefendi,size de cevap veremedim çünkü istediğiniz tatlıyı ben daha evvel yapmadım,sizi yanıltmamak adına denemeden tarifi paylaşmak istemedim. İleride o tarifi de paylaşacağım.

Keyifli Mutfağım’da hayat her gün sizlerle birlikte paylaşarak devam edecek.

Sevgi ve selamlar…

Tem 19

Merhaba aslında bugün tuğba hanım eminim sizlere güzel bir yazı yazıp merhaba demeyi çok isterdi. Mesaj kutumuzu takip edenler bilir normalde tuğba hanım bugün merhaba diyerek tekrar yazılarına başlayacaktı. FAkat aldığım habere göre kızı ceylin dün gece tekrar rahatsızlanmış ve sabah hastanedelermiş ateşi 39.3 olarak ölçülmüş. Sabah doktor hastalık için orta kulak itihabı demiş. Öğlene doğru eve göndermiş. EVE GELdikten bir kaç saat sonra o minik bünye verilen ilaçları istemiyerek dışarı çıkarmış ve tekrar ateşi çıkmış tabii doğru yine hastaneye. Şu an hastanede gözetim altında . Serum takılı o minik kola…

 

Kısaca özetlemek istedim siz değerli takipçilerimize. Bir hatırlatma : Tuğba hanım şu an Aydın Nazilli de. Haber aldıkça sizleri bilgilendirmeye çalışacağım. Benden bu kadar. Her ne kadar tuğba hanım kadar edebi dille anlatamasamda yine de birşeyler yazmaya çalıştım. Hepinize iyi hafta sonları.

20 Temmuz Pazar 18:15 itibariyle: Tuğba hanım ve kızı hastaneden çıkmışlar ve şu anda babasının evindeler. Benden istediği gerek telefonla gerek maille gerekse yorumlarla geçmiş olsun diyenlere buradan teşekkür etmemi istedi. Herkese teşekkür ediyor. Eğer bir aksilik olmazsa yarın bir yazı yazacak.

PageRank-TR.com