Kas 23

Havaların soğuması ve kararması ile hem fiziken hem ruhen bir soğukluk yaşamaktayız. Neden böyle havalarda havanın kasveti bizi de sarar? Demek ki insan karakteri nasıl ki doğumunda yıldızların konumundan etkilenerek oluşuyorsa ilerleyen zamanlarda bu defa yıldızlar değil atmosferdeki hareketler etkiliyor bizi. Hani Orhan Veli’nin bir şiiri var. Beni bu havalar mahvetti diye başlayan..
Havanın soğukluğuna aldırmadan içimizi ısıtacak bir şeyler bulalım. Birer fincan sahlep hazırlayıp eşinizle yudumlayabilirsiniz mesela. Ya da sıcacık bir çorba. Güzel bir film izleyebilirsiniz. Şöyle yazdan kalma bir film.
Bir ada, kumsal, tropik meyveler, yerliler, deniz ve bol bol güneşin olduğu bir film ne iyi gider. Ya da kış akşamları moduna şimdiden girebilir. Mısır patlatıp, dizlerine battaniyenizi örtüp çayınızı yudumlayarak keyifli mutfağımda bu satırları okuyabilirsiniz.
Ebruli kurabiye tarifini daha önce paylaşmıştım. Bu kurabiyelerin tek farkı nişastasının 1çorba kaşığı daha fazla olması ve görüntü olarak ebruli olmalarını sonunda başarmam. Görüntüsü kadar lezzeti de güzel. Mutlaka denenmeli. Tarif için tıklayın.
Elma Dilimi Fırın Patates:

Malzemeler:
-
Patates
-
Tuz,
-
Zeytinyağı
-
Kekik, kırmızı biber, karabiber
-
Tepsiyi yağlamak için sıvıyağ veya yağlı kağıt
Yapılışı:
-
Patatesler suyla çok güzelce yıkanır ve temizlenir.
-
Patatesler elma dilimi şeklinde doğranır. Kabukları soyulmaz.
-
Bir kaba alınan patateslerin üstüne birkaç kaşık zeytinyağı ,tuz ve baharatlar eklenir.
-
Güzelce karıştırılan patatesler yağlanmış veya yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilerek 200 derece fırında kızarana kadar yaklaşık 30-35dk pişirilir.
-
Yoğurt sosuyla birlikte sıcak servis yapılır.
Ağu 27
Günler sonra tekrar merhaba,
Aydın’da geçen güzel bir ayın sonunda tatilimizin son birkaç gününü Ödemiş’te halamlarla geçirdik. Cumartesi öğleden sonra Adnan Menderes Havaalanında annemlerle halamlarla vedalaşıp İstanbul’a döndük. Pazartesi toplantı için okula gittim. Toplantı değil ama “Toplandı” oldu. Toplam 6 öğretmen toplandı
Yanlış gelen bir yazı yüzünden toplantı olacağı sanılmış, sonradan yanlış anlaşılınca haberi olanlar gelmemişti. Ben yeni tanıştığım arkadaşlarla birer çay içip sohbet ettikten sonra sabah ayrılırken bacağıma sarılan kızımı merak edip kayınvalidemi aradım. Mama yememesi dışında herşey yolundaydı. Mama almak için markete ardından manava uğrayıp eve döndüm. Kızım onu almak için gittiğimde kapıdan girer girmez bana koşup sarıldı. Nasıl alışacağız sabahları ayrılmaya bilmiyorum. Günler yaklaşıyor. Geldiğimden beri ev işleriyle meşgulüm öyle ki bilgisayarımı açamadım bile. Malumunuz haftaya hem okul başlıyor hem de Ramazan ayı geliyor.
Öğretmenliğe bir yıldan fazla ara vermiş olmam ve de yeni bir okulda çalışacak olmam beni biraz heyecanlandırıyor. En çok da kızımda ayrılacak olmam. Sabahları inşaallah kolay ayrılabiliriz.

Sizlere bugün yeni bir tarif vermek isterdim ama bugünlerde denediğim yeni bir şey yok. Ama sevgili okurum Esra’cığımın gönderdiği tarifleri en yakın zamanda yapıp sizlerle paylaşacağım.
Resimde gördüğünüz tarator Aydın’da börülceden yapılan çok hoş bir lezzettir. Halk arasında tertör denir. Börülce, iri kıyılmış ceviz, nar ekşisi ve sarımsakla yapılan tarator soğuk yenir. Annem İstanbul’a dönmeden önce yaptı ve biz de afiyetle yedik. Tarifini almadım henüz. Aldığımda eklerim. Siz şimdilik resmiyle idare edin
Ağu 09

Çocukken severek yemediğim yemekleri evlenip yemek yapmaya başlayınca canım çeker oldu. Öyle ki eşimle ortak olarak sevmediğimiz pırasa ve bakla benim geçtiğimiz kış favori yemeklerimdi:)
Bamya babamın en sevdiği yemek olduğu için bizim evde pişer bende tabağıma sulu yerinden koydurarak yerdim. Bu sene evde hiç pişirmemiş olsamda annemin bize kış için bamya kurutmasına sesim çıkmadı. Geçenlerde de zeytinyağlı bamya yemeği yaptığında afiyetle yedim hatta bir tabak daha aldım.
Acaba yaşım ilerledikçe lezzetleri daha iyi mi keşfediyorum yoksa burun kıvırdığım yemeklerden ayrı kalınca değerini mi anlamış oluyorum bilmem. Tek bildiğim sanırım artık herşeyi seviyorum,pişirmeyi de yemeyi de. Allah’ım ne güzel nimetler vermiş.
Ender Ablam geldiği gün eşimle ilk kez ananas aldık. Kabuğunu aldığımız markette bir makine yardımıyla soyup paketleyip verdiler. Ben hindistan cevizi denememizde ki gibi hüsrana uğrayacağımızı ve damak tadımıza hitap etmeyeceğini düşünedurayım ananasın kokusunu duyduğumda yanılma payımın büyüklüğünü anlamıştım.Kavun şeftali arası bir meyve. İmkanınız olursa mutlaka deneyin. Sanıldığı kadar pahalı bir meyve de değil.Neyse bamyadan ananasa nasıl geldik bilmiyorum biz gelelim bamyanın yemeğine.
Ege’de çok sevilen ve evlerde her hafta mutlaka pişen bamyayı vereceğim tarifle denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum
Bu Akdenizli olmakla birlikte senelerdir Ege’de yaşayan ve artık Egeli sayılan anneciğimin tarifi.
Malzemeler:
- Yarım kilodan az taze bamya
- 2 orta boy soğan ya da 1 büyük soğan
- 4-5 orta boy domates
- Zeytinyağı
- Yarım limon
Yapılışı:
- Soğanı yemeklik doğrayıp yağda kavuruyoruz.
- Domateslerin kabuklarını soyup onları da yemeklik doğrayıp soğanın üstüne ilave ediyoruz.
- Domateslerde kavrulunca üzerine yeterince su ilave ediyoruz.
- 10 dakika kadar kaynadıktan sonra yarım limonun suyunu ve tuzu ekleyip bamyaları ilave ediyoruz.
- En fazla 15 dakika kadar kaynatıp ocaktan alıyoruz.
- Yemeğimiz servise hazır.Afiyet olsun
Aşçının Notu: Domates kavrulurken arzuya göre kırmızı (renk) biberi yarım yemek kaşığı kadar eklenebilir.
Nis 08

Şimdiye kadar yediğim ve yaptığım en lezzetli ve en hafif karnıbahar yemeği. Dilim dilim kesilerek servis yapılan yemeğin görüntüsü de en az tadı kadar güzel oluyor. Hatta ilk bakışta karnıbahar değilde börek sanılabiliyor.
Malzemeler:
- 2 yumurta
- 1 yemek kaşığı un
- yarım çay bardağı sıvıyağ
- 1 su bardağı sulu yerinden yoğurt
- 1 su bardağı kaşar peyniri rendesi
Yapılışı:
- Çiçek çiçek ayrılıp,yıkanmış karnıbahar üzerini geçecek kadar suya alınıp,tuz ilavesiile yumuşayana kadar haşlanır.
- Kaşar hariç tüm malzeme karıştırılır.
- Fırın kabına alınan karnıbaharların üstü soslanır.
- Kaşar rendesi serpilir.
- 180 derecede nar gibi kızarana kadar pişirilir.
- Dilimlenip sıcak servis yapılır.
Mevsimi geçmeden denenmesi gereken bir yemek.

Mar 05

Dün akşam “Eşim aşkım olsun”ya da eski adıyla “Evliliği pekmez sandım yerim yerim bitmez sandım” kitabını bitirdim.Aslında kitabı elime aldığım akşam nerdeyse bitiriyordum,acayip komik,içten,insanın kendine dönüp farkında olmadan özeleştiri yapmasını sağlayan,öyle içimizden biri yazmış ki bu kitabı.Hani okurken sanki insan bunları bir yakınından dinliyormuşçasına samimi geliyor.Kitabın değerli yazarı Sema Maraşlı hanımefendiye burdan kucak dolusu sevgi ve selamlar olsun..
Kitabın kalan son bir kaç öyküsünü okuduktan sonra geçen sene Sultanahmet kitap fuarından aldığım ve kitaplığımızda arz-ı endam eyleyen okunmamış kitaplara şöyle bir baktım.Sanki kitapçıdan kitap beğeniyormuşçasına hangisini okusam diye bakındım biraz.Sonunda Zahrebelniy’in “Hürrem Sultan”ında karar kıldım.Oldukça kalın bir kitap ama anlatımı oldukça sürükleyici olduğu için keyifle okuyorum.
Birazda yemeklerden bahsedelim değil mi?Dün Ceylin’i güneşlendirmek için dışarı çıkaracağımı söylediğimde babaannesi de geleyim dedi.Birlikte pazara da uğradık.Ben genelde hem seçerek alınabildiği hem de fiyatları bana daha uygun geldiği için marketten almayı tercih ediyorum ama pazara girince de eli boş çıkmak olmuyormuş:))
Bakla bile aldım..bile diyorum çünkü ben baklayı sevmezdim.Ne zamanki evlendim anneme “anne yaaaa yok mu başka bişey,sevmiyorum bunu!” dediğim herşeyi canım çeke çeke kokusu burnumda tüte tüte alıyorum.
Ben de anlayamıyorum kendimi.Büyüdüm de yemek seçmez mi oldum:)Eskiden de sevmediğim şeyleri az da olsa suyundan falan da olsa yerdim.Şimdi böyle istekle mutfağa girip pişirmeme ve yemek için sabırsızlanmama kendim bile inanamıyorum:)
Akşam üstü,aldığım yarım kilo baklanın saplarını koparıp,yıkadıktan sonra annemi aradım.Anne bakla yemeğini nasıl pişiriyorsun?dedim.Annem de “evet bakla pişiriyorum şimdi:) demez mi.Meğer o da ocağın başında bakla pişriyormuş.Hem yaptı hem anlattı..
Baştan söyleyeyim ben dereotu almayı unuttuğum için kullanamadım.Siz mutlaka dereotunu da ekleyin.
Malzemeler:
- Yarım kilo bakla
- 200 gram kadar kıyma
- 1 kuru soğan
- 1,5 yemek kaşığı domates salçası
- sıvıyağ
- tuz
Yapılışı:
- Kıymayı ve soğanı yeterince sıvıyağ ilavesi ile kavuruyoruz
- Yıkayıp 2 parmak kalınlığında doğradığımız baklaları ilave ediyoruz.
- Baklalar sarardığında salçayı ekleyip kavuruyoruz.
- Yeterince kaynar su ve tuz ekleyip tencerenin kapağını kapatıyoruz.
- Düdüklü tencerede 20 dakika kaynatmak yeterli.
- Afiyetle..