
” Gurbet içimde bir ok herşey bana yabancı,
Hayat öyle bir han ki acı içinde hancı,
Sevmek korkulu rüya, yalnızlık büyük acı,
Hangi kapıyı çalsam karşımda buruk acı…”
Bu sabah annemleri Ankara’ya yolcu ettik. Ben Ceylin’le evde kaldım. Babamız uğurlamaya gitti. İstanbul’da bir yağmur var ki şakır şakır yağıyor..
Yukarıdaki şarkıya gelince annemlerin arkasından pencerede yağan yağmura gözlerimle eşlik eden ben farkında olmadan mırıldanmaya başladım.
“Gurbet içimde bir ok..” demek ki yalnız kaldığımı anlayınca bu şarkı dökülüverdi.
Şimdiden özledim annemi, babamı ve kardeşimi..
Herhalde böyle durumlara uygun bir de “Kara Tren” var..
“Gözüm yolda, gönlüm darda,
Ya kendin gel ya da haber yolla
Duyarım yazmışsın iki satır mektup
Vermişsin trene halini unutup
Kara tren gecikir belki hiç gelmez
Dağlarda salınır da derdimi bilmez
Dumanın savurur halimi görmez
Gam dolar yüreğim göz yaşım dinmez..”
Yahu Tuğba Hanım, içimizi daralttın Pazar pazar dediğinizi duyar gibiyim.
Efendim bugün böyle! Annemler gitti,evin için bomboş..Eşim de bugün maalesef çalışmak zorunda ve işe gitti! Kızım grip olduğu için keyifsiz yatıyor. Tatilin son haftası önce eşim hasta oldu,ardından kardeşim, sonra Ceyln ve babam,ben de hasta olmaya müsait bir haldeyim. Anlıyacağınız grip bizim evi kırdı geçirdi. O yüzden son hafta tatilden kimse bişey anlamadı. Eşim iki gün yattı yavaş yavaş kendine geldi.Kardeşimse herhalde 4-5 gündür ateşle birlikte şiddetli baş ağrısı ve halsizlik çekti.
Yarın okul başlıyor. Hiç canım gitmek istemiyor! Böyle zamanlarda neden okudum? Madem okudum niye kpssyi kazandım? Neden çalışıyorum?gibi absürt sorular sorarım kendime hatta neden ev hanımı olmadığıma kadar götürürüm.
Herkesin hayatında zaman zaman bıkkınlıklar ve yorgunluklar oluyordur. Anne olmanın ne derece zor olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyorum. Bir kadının hayatındaki en değerli varlık olan yavrusunun etrafında pervane olması, onu tüm kötülüklerden korumaya çalışması, onu hayata sağlıklı,mutlu bir insan olarak hazırlama çabası..tüm bunlar ve bir annenin yaptığı ve yapabilecekleri hiç kolay şeyler değil. Bu yüzden kızımı büyüttüğüm her gün ben de büyüdüğümü olgunlaştığımı hissediyorum.
Çok çocuklu kadınları anlamakta son derece güçlük çekiyor ve annelik görevini hakkıyla yapanları tebrik ediyorum.Ama bakabileceği kadar değil de yapabileceği kadar çocuk yapanları kınıyorum. Topluma faydası olmayacak bedenen ve ruhen doyurulamayan çocukları başıboş sokağa atarak annelik yapılamayacağı bilinmelidir.
Off yoruldum,yeter bu kadar yazdığım.. hastalıklar nedeniyle yazamadığım pastanın tarifini verip gidiyorum.
Benim gibi anneciğinden uzakta kuzenim Filiz Ablamın tarifiyle Meyveli Yaş Pasta işte burda! Teşekkürler kuzenciğim.
Filiz Ablam anlatıyor:)

PANDİSPANYA
5 Yumurta
4 fincan şeker
4 fincan un
1 kab. tozu
2 kasık limon suyu
KREMA
4 bardak süt
1,5 kasık un
1,5 kasık nişasta
1 vanilya
1 paket çırpılmıs kremşanti
ÇİKOLATA SOSU
1,5 PAKET bitter çikolata
1 kasık margarin
ceyrek çay bardağı süt

YAPILIŞI
Şekerle yumurta iyice çırpılır.Un ve kabartma tozu elenerek,limon suyu ile birlikte yumurtaya karıstırılır.hepsini iyice karıstırılıpyağlanmıs 28 cm kelepceli kalıba dökülür . önceden 150 derecede ısıtılmıs fırında 50dk civarı hiç acılmadan pisirilir.
fırından cıkıp soğuduktan sonraisteğe göre 2 ve ya 3 kat kesilir .(ben 3 e kestim).katların arasını ıslatınız.ben kayısı receli suyunu sütle karıstırıp ıslattım.
kremsanti haric tüm mazemeler pisirilir.iyice soğuduktan sonra çırpılmıs kremsantinin .kekin bir katına krema sürülür ve muz kivi ve isteğe bağlı meyve ler dizilir .2.katıda aynı sekilde krema ve meyveler sıralanır.son kat pastanın üzerine kapatılır. kalan yarım kremsanti pastanın yüeyi ve yanlarına sürülür.cikolata benmari usülü eritilir margarin de eridikten sonra sütlü birlikte karıstırılır. pastanın yüzeyine ılıkken sürülür.üzeri süslenip 4-6 saat dolapta soğutulup servis edilir…
Afiyetle de yenir değil mi:) Sağlıklı,mutlu günler..

Sıradaki tarifin resmi yukarıda..