Ara 15

Herhalde bu kadar ara yeter! Geçmiş bayramlarınızı kutlayarak başlıyorum sözlerime. 9 günlük tatili fırsat bilip Cuma sabahı İzmir’e uçtuk. Annemler bizi havaalanından aldı, Ender ablamın havaalanına 10 dk uzaklıktaki evine gittik. Kahvaltıda annemin getirdiği ıspanaklı pideler, benim peynirli poğaçalarım ve de halamın hazırladığı nefis kahvaltılıklar vardı.(Çektiğim resmi bulamadım,bulunca bu sayfadaki yerini alacak.)Akşama Ender ablamın arabası İzmir’den geldi, kendisinin gıcır gıcır şık arabasını akşam yemeğinde kutlayıp annemlere geçtik.

Bayramın ilk günü kurbanlar kesildi.İkinci günü akşamı Yalvaç’a geldik. Üçüncü gün babaannemlerin kurbanı kesildi. Aynı gün teyzemler, Filiz ablamlar, Ceren ablamların gelmesi ile bayram ziyaretleri başlamış oldu. Bu iki gün oldukça yoğun bir o kadar da güzeldi. Tanımadığım bazı akrabaları yakından tanıma fırsatım oldu. Benim için eğlenceli geçen iki günün ardından Cuma günü namazdan sonra yola çıktık. Kardeşimin Isparta’daki evine uğradık. Evsahibi bey ziyan olmasın kömürleri diye kardeşim ve iki arkadaşının kaldığı daireye girip petekleri kapatıvermiş. Nasıl olsa evde değiller diye! Hiç tahammülüm yok böyle cimri insanlara! Unutmayalım sevgili dostlar, “Cömertlik dalları cennete uzanan bir ağaç, cimrilik ise dalları cehenneme uzanan bir ağaçtır.”

Akşam annemlere geldik. Cumartesi kahvaltıdan sonra babam bizi İzmir’e havaalanına getirdi. Ceylin dayısı anneannesi ve dedesi ile vedalaşıp bindi uçağa. Şimdi İstanbulda evimizdeyiz. Okunması gereken yazılılarım var bense herşeyden önce size bir ses vermek istedim. Takip edildiğimin az çok farkındaydım ama ziyaretçilerimin kendilerini tanıtarak selamlar yollaması çok hoşuma gitti. Mesaj kutusuna yazan Hafizna Abla ziyaretlerinin devamını diliyor ve yorumlarını da bekliyorum. Ayrıca bayramımı kutlayan tüm arkadaşlarımın bende bayramlarını kutluyorum. Bugün tarif ekleyemeyeceğim. Tüm güzel yorumlara çok teşekkür ediyor ve de keyifli mutfağım’dan ayrılmayın diyorum..Sağlıcakla..

Not: Merak edenler için resimler Eğirdir Gölü kıyılarından.

Tem 23

Merhaba,

Tam bir ay aradan sonra tekrar birlikteyiz. Bu bir aylık arada neler oldu, neden sizlerden ve sayfamdan ayrı kaldım anlatayım.

Ceylin iyileşti. Bir kaç gün birkaç saatliğine okula,seminere gitmem gerekti. Evde olduğum zamanlarda pek yemek yaptığım söylenemez,belki de bu yüzden siteye giremedim ya da girmedim. Havaların ısınmasıyla, hafif gıdalarla beslenmeyi tercih ettik eşimle.

 

29 Haziran akşamı Ceylin’in gecikmeli doğum günü kutlaması vardı. Ceylin huysuzlanıp uyuyunca hediyelerini açmak bize düştü. Uyanık olsaydı eminim bize bırakmazdı. Renkli ve parlak kağıtlar tam ona göre..

30 Haziran’da Almanya Krefeld’den amcamlar geldi. Geçmiş senelerde hep uçakla Antalya’ya inip ordan Yalvaç’a geçmeyi tercih ederlerdi. Bu sene arabalarıyla gelmeyi daha hesaplı bulup hem de gezerek gelmek istediklerinden bize de uğramış oldular. İlk gün yemeğe geldiklerinde menü:

  • Yayla Çorbası
  • Domates Çorbası (Amcamın nane sevmediğini annemden öğrenince alternatif olarak domates çorbası yaptım)
  • Etli Taze Fasulye Yemeği
  • Pirinç Pilavı
  • Tavuk Sote
  • Mevsim Salata
  • Sakızlı Muhallebi ( üzerinde sade ve kakaolu iki kup dondurma eşliğinde )

1 Temmuz sabahı misafirlerim erken uyanınca kahvaltıyı hazırlamaya başlamış olmama rağmen biraz panikledim doğrusu. Hatırladığım kadarıyla patates kızartması, krep, sucuklu yumurta yapabildim.Kahvaltıdan sonra Ceylin’i babaannesine bırakarak benim rehberliğimde :) gezmeğe çıktık. Sultanahmet Camii, Ayasofya ile gezimize başladık. Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı,Mahmutpaşa derken Eminönünden vapura binip boğaz turu yaptık (tur sırasında da yunus balıklarını izleme şansımız oldu). İlla ki köprü altında balık ekmek yemeli ve de yendi :)

 

Eşim mesai çıkışı bize katıldı, babaannesini arayıp Ceylin’i sorduk, bıraktığım çorbaları ve yoğurdunu yemiş, kapıya gidip beni beklemeye başlamış. Çok oyalanmama kararı ile Gülhane Parkı’na girdik. Almanya’da bolca park olması nedeniyle pek ilgilerini çekmese de tepedeki çay bahçesine çıkıp manzarayı gördüklerinde bayıldılar. Almanya’da olmayan şey buydu işte :)

Her defasında bakır demlikte çay istediğimiz bahçede bu defa eşimin aklına kumpir ısmarlamak geldi. Gel gör ki kumpirler hem gecikti hem de Bakırköy’de ki kumpirler gibi lezzetli değildi. Burdan gidecek olanlara bir uyarı ,çay için ama kumpir yemeyin Gülhane’de.

Eve döndüğümüzde Ceylin’in altını temizleyip,karnını doyurup uyuttuktan sonra çaylarımızı içtik,muhabbet ettik.

2 Temmuz günü erken uyandıklarını öğrendiğimden önce pide hamurunu hazırladım,mayalanmaya bıraktım. Kahvaltılıkları hazırlayıp pideleri yaptım. Keki fırına vermiş olsamda kahvaltıya yetişmedi. Çocuklar sevdiği için gene patates kızarttım. Kahvaltıdan sonra Ceylin’i ve arabasını da yanımıza alarak çıktık yola. Bir gün öncesi kapalı olan Topkapı Sarayı’na gittik. Biz Ceylin’le bahçede dolaşırken amcamlar sarayı gezdi. Buluşup çıktık. Amcamın kızı Selin’e bir gün öncesi de aradığımız gibi şalvar aradık. Almanya’da modaymış. Maalesef bulamadık. Eşimle buluştuk. Eminönü’nde ki Saray Restorant’a gittik. Ceylin arabasında uyurken biz de karnımızı doyurduk. Eşim ertesi gün başbakan geleceği için yapılan hazırlıkları takip etmek üzere kısa bir süreliğine bizden ayrıldığında bizde köprüde yürüyorduk. Eşim bize katıldıktan sonra amcamın isteğiyle Taksim’e gittik. Dondurmalarımızı yiyip biraz dolaştıktan sonra eve döndük. 

3 Temmuz sabahı kayınvalidem  amcamlarla bizi kahvaltıya davet etti. Resmini çektim diye hatırlıyorum ama telefonuma bakmam lazım. Kahvaltıdan sonra amcamlar Yalvaç’a gitmek üzere yola çıktılar.

Amcamlardan sonra aynı gün akşam üstü kayınvalidem,eltim ve çocukları Yalvaç’a gittiler. Onlar gittikten sonra kuzenim (halamın kızı) Ender ablamı davet etmek geldi aklıma. Aradım,kabul etti.

5 Temmuz ikindi vakti Ender ablamı otogardan aldık. Carrefour’a çıktık, sultanahmet köftesi ikram ettik kendisine. Çaylarımızı evde içtik.

6 Temmuz Pazar günü boğaz turu yaptık. Ceylin rüzgardan etkilenmesin diye alt katta camla çevrelenmiş bölümdeki koltuklara oturduk. Yasak bölge olan ve geçilmesin diye iple kapatılmış olan bölüme görevlinin uyarılarına rağmen geçen düşüncesiz insanlar tarafından önümüz kapatılmış olsa da kavga etmeden biten geziyle rahatladım. Nasıl bir mantıksa gözünün içine baka baka adam önüne geçiyor. Diyorsun orası yasak bölge, biz göremiyoruz..amaaann nafile. İpini koparan İstanbul’a gelirse, dağdan indim şehire durumunu yaşadıklarının farkında olmuyorlar. Böyle küçük şeyler bile emin olun kul hakkına girer. Ben de aynı parayı veriyorum,senin arkanı izlemek için mi a dümbelek kafalı! Heh he! Hoşuma gitti bu laf!İnsan kızınca ağzına da terbiyesine de bir ilham geliyor:))

Boğaz turundan önce aldığımız mısırları biz vapura binmeden bitirdiğimizde Ender ablam iki ısırık alabilmişti. İştahı böyle açık! olan kuzenim tur dönüşü balık ekmek yemeyi istemedi. Eşim de balığa pek bayılan biri olmadığından onlar kazandı ve Cankurtaran’a Eminönü sosyal tesislerine gittik. Denize nazır masamızda yemeğimizi yedik. Ceylin’de çorba içti.Eve döndük,çaylarımızı içtik,uyuduk.

7 Temmuz Pazartesi büyük bir alışveriş merkezine gittik,bol bol gezdik.Akşam eşimde bize katıldı,yemeğimizi yedik,döndük,çaylar yine eve kaldı.

8 Temmuz Salı öğleden sonra önce sevdiğimiz bir pastanede oturduk, sonra Bakırköy’e gittik. Dolaştıktan sonra sahile inmek istedik. Üst geçitten geçerken bir polis memuru sağolsun yardım etti,Ceylin’in arabasını çıkarttık. Akşam eşim bize katıldı.Eve döndük,sabahtan yaptığımız yemeklerle sofrayı hazırlayıp evde yedik.

9 Temmuz Çarşamba günü Topkapı Sarayına gittik.Ceylin,Ender ablam ve ben bol bol gezdik. Eşimle buluştuk,Gülhane’ye çay bahçesine gittik. Çaylarımızı denize karşı yudumladık.

10 Temmuz Perşembe Dolmabahçe Sarayı’nın yanındaki çay bahçesine gittik. Denizin belki de en berrak olduğu kıyıya bakan masamız Ender ablamın korktuğu kediler tarafından basılana kadar herşey güzeldi:)

11 Temmuz Cuma yolu öğrenen kuzenim Dolmabahçe Sarayı’na kendi gitti,çünkü bir gün evvel kapalıydı. Ben evde valiz hazırlamakla,çamaşır ve ütüyle meşguldüm.Akşam Ender ablamı otobüsle Yalvaç’a gönderdik.

Eve döndüğümüzde her ne kadar yorgun olsamda saat 2:30 a kadar valiz hazırlamaya devam ettim. Sabah 5 te kalktık, 5:30da yola çıktık. Uçağımız 06:50 deydi. 20 dakika rötar yaptı. Denizli’ye indiğimizde annemler henüz bizi almaya gelmemişlerdi. Havaalanı birden boşalınca Ceylin bol bol gezecek boş alan bulmuş oldu. Ordan oraya koştu:)

Annemler bizi almaya geldiler,onlarla Yalvaç’a doğru yola çıktık. Yolda bir dinlenme tesisinde mola verdik. Annemin hazırladığı börekleri,dolmaları,köfteleri afiyetle yedik.Yalvaç’a vardığımızda amcamlar,halamlar,babaannemler koca bir aileydik.

Vardığımız günün akşamı bir akrabamızın düğünü vardı. Ceylin’in altını temizleyip,karnını doyurup,uyutup baaanneme bırakıp bizde düğün salonuna gittik. Takı merasimi vardı.15 dakika oturduk oturmadık babaannem aradı,kızın durmuyor diye:) Çok güzel oynadığı ve hiç oturmadığı söylenen gelinin oynamasını görmek nasip olmadı:)

Eşim işlerindeki yoğunluk nedeniyle iznini ertelemek durumunda kaldı ve ertesi gün İstanbul’a döndü. Bir hafta Yalvaç’ta çabucak geçti.

18 Temmuz Cuma akşamı Ender ablam da bizimle geldi ve Aydın’a döndük. Ceylin akşam yatmadan önce ateşlendi.37,6. Uyudu. Gece saat 3:30 da babam ölçtüğünde 38,9 du.Hemen ılık duş aldırdım. Babam eczaneden Paranox Fitil ve İbufen Şurup getirdi. Fitil ve şuruptan sonra ateşi düştü.

19 Temmuz sabahı Nazilli’de orta kulak iltihabı teşhisi kondu. Verilen ilaçları eve geldikten sonra verdik. Ceylin kustu.Tekrar doktora gittik. Muayenehanesinde bulamadığımız çocuk doktoruı bu defa gelmişti. Onun teşhisi hava değişimine bağlı bir rahatsızlık olması yönündeydi.

İstanbul’da ki doktorumuz da eşime hava değişiminden kaynaklanabileceğini muhtemelen orta kulak iltihabı olmadığını söylemiş.

Ceylin kustuğu için ilaçlar serumla verilmeliydi. Hastaneye çocuk servisine alındı. Ender ablamla bir gece hastanede kaldık. Şimdi antibiyotik şurup kullanıyoruz. Allah’ a şükür kuzucuk iyi.

Dün çok yazmak istemiş olmama rağmen akşam misafirlerimiz vardı,öğleden sonra da pasta yapmakla meşguldüm.

Sitemi, Keyifli Mutfağım’ı, yazmayı, sizlerle birşeyler paylaşmayı çok özlemişim. Sanırım siz de beni özlediniz :)

Hepinize güzel yorumlarınız, içten mesajlarınız ve mailleriniz için çooook teşekkürler. Beni rüyasında gören sevgili takipçim, canım inan mailini okurken çok duygulandım. Site vasıtasıyla aramızda oluşan bu duygusal bağ çok güzel. Gene siteyi yeni tanıyıp müptelası olduğunu söyleyen değerli okurlar maillerinizle çok mutlu oldum,sağolun. Yorumların hepsini okuma fırsatım olmadı,birazdan kalanları da okuyacağım.

Bu arada eşine süpriz yapmak isteyen ve benden bir tatlı tarifi isteyen beyefendi,size de cevap veremedim çünkü istediğiniz tatlıyı ben daha evvel yapmadım,sizi yanıltmamak adına denemeden tarifi paylaşmak istemedim. İleride o tarifi de paylaşacağım.

Keyifli Mutfağım’da hayat her gün sizlerle birlikte paylaşarak devam edecek.

Sevgi ve selamlar…

May 19

Cumartesi öğleden sonra attık kendimizi dışarı. Gülhane Parkına gittik. Geçen seneden bu yana oldukça güzelleşen parkta bol bol yeşilin ve temiz havanın tadını çıkardık. Eşimle çay keyfi yaptığımız mekanlardan biri parkın üst tarafındaki  çay bahçesi. Bakır demlikte çayınızı alıyorsunuz,denize karşı,hafif esen rüzgarın burnunuza savurduğu bol oksijeni ciğerlerinize çekip çayınızı yudumluyorsunuz. Keyif ki ne keyif :)

Çimenlerin üstünde oturup,sırtınızı yaşlı bir ağaca dayayıp dinlenebilirsiniz de..Topkapı sarayının surlarına  bakarken,belki içiniz geçer rüyanızda bir sultan bile olabilirsiniz :)

Çiçekli yollardan yürürken benim Ceylin’in (Aydın’da bulunan ) anneanne  ve dedesini arayıp Gülhaneye davet ettiğim gibi,mekanı bilen birilerini arayıp kıskandırabilirsiniz  de:)))

Ben  bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkında şarkısını Cem Karaca içinizden yükselen bir sesle söylerken siz Sultanahmet’e doğru yol alın. Işıklarını yakmış antikacılar,kilimciler sokağından renkli mumlarla masalarını süsleyen restorantların arasından kıvrılıverin Yerebatan’a doğru.

Eminönü’nde  balık ekmek yemesenizde denize bakmadan geçmeyin e mi?Hele akşam vakti,galatanın ışıkları yanınca köprü altındaki balık lokantaları,gemiler,yatlar,her yerde ayrı bir renk.

Ne güzelsin İstanbul’um,görmek isteyene..

Yarın güzel bir sofrayla karşınızda olacağım.Bugünlük resimlerle veda ediyorum.

PageRank-TR.com