
Bugün Yüce Allah’ın “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” dediği Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) doğum günü. O öyle bir peygamber ki bizler, bizden öncekiler, dünya, gezegenler, canlılar, cansızlar, tüm varlık alemi ve tüm kainaat onun yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır. Bu ne yüce bir makamdır.
”Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım”…
Yaratılış sebebimiz, yaratılanların en şereflisi, en yücesi, efendimiz, gözbebeğimiz, canımız, gül kokulu peygamberimizin doğumunu kutladığımız Mevlid-i Şerif tüm müslüman alemine hayırlar getirsin. Hakkıyla bu geceyi kutlayabilmeyi Allah herkese nasip etsin.
“Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik”,
”Ben Allah iken meleklerimle beraber peygamberime salat-u selam ederim. Ey inananlar siz de salat-u selam edin, ona ileteyim.”
Rabbimiz böyle söylüyor. Efendimiz (s.a.v)’e “Habibim” diyor. Yani “Sevgilim “.
Peygamberimiz’i görebilme, tanıyabilme şerefine erişemedik hiçbirimiz. O bizlerden “kardeşlerim” diye bahsediyor. Kendisini görmeden ona inanan ve onu seven ümmeti için “kardeşlerim” diyor.
Keşke onu görebilseydik değil mi? Tüm kainat onun şerefine yaratılmış bir insan. Peygamberimizin şemailinden bahsetmeyi düşündüm bir an. Sonra düşündümde madem bugün doğum günü bebekliğinden bahsedelim.
Rebiyülevvel ayının 12.gecesi 20 Nisan’da Hz. Amine sünnetli ve göbeği kesik olarak peygamberimizi dünyaya getirdi. Doğduğu anda secdeye kapanır gibi yere yatan ve başını kaldırıp semaya bakan bu nur bebeğin üstüne o zamanlar adet olduğu üzre büyük bir çanak kapattılar. Sabah çanağın yarılmış olduğunu ve bebeğin o yarıktan dışatı baktığını gördüler. Hz.Amine ve doğumunda yanında olan hanımlar doğum sırasında doğu ile batı arasını kuşatan bir ışık gördüler. Hz. Amine doğum anında nereye baksa gündüz gibi aydınlık olduğunu ve yıldızların üzüm salkımları gibi üstüne indiğini gördü.
Efendimizin doğumu sırasında Kabe’deki putlar yıkıldı. Atşeperestlerin hiç sönmeyen kutsal ateşi o gece söndü ve kutsal saydıkları Save gölü o gece kurudu.Dünyanın pek çok yerinde büyük saraylar yıkıldı.
Hz. Amine o gece duyduğu sesle bebeğinin adını “Muhammed” koydu.
Süt annesi Halime’ye verilme zamanı geldiğinde Hz. Halime onu beyaz bir kumaşa sarılmış olarak yeşil ipektenden bir örtü üzerinde yatarken gördü. Yanına geldiğinde inanılmaz güzellikte bir koku duydu. Uyandırmaya kıyamadı.Ellerini göğsüne koyduğunda gözlerini açtı ve gülümsedi. Hz. Halime dayanamayarak kucağına alıp öptü.
Hz. Amine gözyaşlarıyla iki küreği arasında kırmızı bir benle peygamberlik mührünü taşıyan nur yüzlü bebeğini verdi. Hz. Halime başta kıtlık çekmekte iken bebeğin gelişi ile yaşadıkları bereket olmak üzere pek çok mucizeyle karşılaştı.
İki aylıkken emekleyen, üç aylıkken tay tay yapan, dört aylıkken tutunarak yürüyen bebek beşinci ayında yürüyordu.
Yedi aylıkken konuşan on aylıkken çocuklarla oynamaya başlayan peygamberimiz hızlı bir gelişim gösterdi.
İki yaşına geldiğinde gösterişli güzel bir çocuk oldu.
…
Daha Efendimizden çokça bahsetmek isterdim ancak geceyi hakkıyla geçirebilmek adına burda veda ediyorum.
Güzeller güzeli,gül kokulu peygamberimizin doğum günü kutlu olsun.
İyi ki seni bildik.
İyi ki seni seviyoruz Ya Resulallah!
Ona layık ümmet olmayı Rabbim bizlere nasip etsin.
Kandiliniz mübarek olsun.
“Allahümme Salli Ala Seyyidina ve Nebiyna Muhammed.”
Bu çiçekler ve çalmakta olan ezgi bugüne özel keyifli mutfağım’dan sizlere..

