Haz 23

Geçmiş olsun ziyareti için hastaneye gelen, telefon eden, mail atan, yorum yazan herkese çok teşekkür ederim. Ceylin’e  bugün son iğnesi yapıldı. Yarından itibaren 5 gün antibiyotik tedavisine şurupla devam edeceğiz. Ardından tekrar tahlil yapılacak. İnşaallah birşey çıkmayacak.

Hastaneye ziyarete gelen bir komşumuz beni çok duygulandırdı. Maddi durumları çok iyi olmamasına rağmen Ceylin için muz almışlar, meyve suyu, su ve bardak bile getirmişler. Üstelik abinin işi geç vakit bitmesine rağmen ailecek ziyaretimize gelmişler. Böyle gönlü zengin, temiz insanları seviyorum.

 Hastalık ve sıhhatle ilgili iki hadis paylaşmak istiyorum.

Hadis: ” Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.” (Ebu Hureyre ve Ebu Said, Kütüb-ü Sitte,3692 )

Hadis: ” Sizden kim nefsinden emin, bedeni sıhhatli ve günlük yiyeceği de mevcut ise sanki dünyalar onun olmuştur.” (Ubeydullah İbnu Mihsan el-Hutami)

Siteye girebilirsem yazıyorum, vakit buldukça iade-i ziyaretlere geleceğim arkadaşlar.

Gelelim tarife bu ölçülerle 6-7 tane paskalya çıkıyor.

Malzemeler:

  • 2 Yumurta ( Birinin sarısı üstüne sürmek için ayrılacak )
  • Yarım su bardağı süt
  • Yarım yaş maya
  • Yarım su bardağı sıvı yağ
  • 3 çorba kaşığı tepeleme toz şeker
  • Çay kaşığının ucuyla tuz
  • 3 tatlı kaşığı mahlep
  • 2 çorba kaşığı kırılmış fındık
  • Aldığı kadar un

Yapılışı:

  • Ilık sütle mayayı eritiyoruz.
  • Karıştırma kabına alıp üzerine yumurtaları ekliyoruz.
  • Sıvıyağla birlikte karıştırıyoruz.
  • Fındık hariç kalan malzemeyi ekleyip kulak memesi kıvamında bir hamur yoğuruyoruz.
  • 10-15 dakika üstüne bez örtüp hamuru dinlendiriyoruz.
  • Cevizden büyükçe parçalara ayırdığımız hamurdan bir karış büyüklüğünde fitiller yapıyoruz.
  • Yağlanmış fırın tepsisi üzerinde üçlü ya da dörtlü çok sıkı olmayan örgüler yapıyoruz.
  • Üstünü örtüp 45 dakika ya da 1 saat kadar tepsi mayası gelene kadar mayalandırıyoruz.
  • Ayırdığımız yumurta sarısını paskalyaların üstüne sürüyoruz.
  • Fındıkları serpiyoruz.
  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.
  • Ilıyınca dilimleyip servis yapıyoruz.
  • Bir fincan çayın yanında afiyetle yiyoruz :)
Haz 19

Bebek

Sene 1982, aylardan Haziran, günlerden Çarşamba, ayın 16 sı, bir kız bebek doğmuş,adı Tuğba  konmuş.

Sene 2007,aylardan Haziran, günlerden Pazar ,ayın 24 ü, bir kız bebek doğmuş, adı Ceylin Naz konmuş.

Sene 2008,aylardan Haziran, günlerden Pazartesi, ayın 16 sı, Tuğba’nın kızı Ceylin’le geçireceği ilk doğum gününde Ceylin hasta olmuş.

Alev alev yanmış küçük  bedeni, ateşlenmiş. Hastaneye gittiklerinde 39,3 müş ateşi. Acilde annesi fitil koymuş, şurup içirmiş, laboratuvara gönderilmiş. Soğuk uygulamaya gerek kalmadan düşmüş  ateşi.

Eve dönmüşler, uyumuşlar. Gece saat 3, Ceylin kusarak uyanmış. İçtiği sütler bembeyaz kaplamış yatağı, hazmetmemiş midesi. Gene ateşlenmiş. Annesi fitili koymuş,doktoru aramış şurubu sormak için.Hemen gelmeleri istenmiş. Hastaneye yatırılmış Ceylin. Minik eline serum bağlanmış. Koca yatağa yakışmamış küçük bedeni. Tahlillerde  bolca mikrop,iltihap çıkmış. İğneler,ilaçlar eklenmiş yeni  serumlara..

Ceylin’in doktoru gelmiş sabah, röntgen,ultrason,tahliller..istediklerini bir bir vermiş Ceylin. Zorluk çıkarmamış,hastaymış,hali yokmuş yaramazlık yapmaya.

İlk gece oda arkadaşı kendisinden 10 gün kadar büyük bir kızmış. Bir dilim soğuk karpuz yemiş,ses telleri kapanmış. Ona hava verilirken o ağlamış,ona bakıp Ceylin’de ağlamış. Nerdeyse Ceylin’in annesi de katılıyormuş bu iki kızın ağlamalarına..

Sabah Ceylin tek kişilik odaya alınmış. İshal olmuş. Hemşireler sık sık ateşini ölçüp,kalbini  dinlemişler. Enfeksiyona bağlı taşikardi varmış. Minik kalbi pıt,pıt,pıt diye hızla çarpıyormuş.

Ceylin geceleri uyumuş,gündüzleri kolundaki serumla kavga etmiş,bir türlü bırakmıyormuş onu.Eline nasılda yapışmış bu hortumlar. Hem ayağa da kalakamıyormuş,kalkınca serum eline gireceğine,kanı seruma karışıyormuş. Ama ne yapsın,hiç  bu kadar hareketleri sınırlandırılmamış daha evvel. Evde oda oda gezen,çekmeceleri boşaltan Ceylin yatağa hapsolmuş.

Ayın 18′i Ceylin’e izin çıkmış. Öğleden sonra odasını bir başka bebeğe bırakıp evine gelmiş. Haberi yokmuş 5 iğne,ardından 5 gün şurup  ve sonunda tekrar tahlil yapılacağından.

Ayın 19′u..ilk iğnesi yapılmış.Ağlamış.Bacağı kanamış.Eve gelmişler,unutmuş bacağındaki sızıyı.Gezmiş,dolaşmış özgürce,anneannesinin ördüğü dantelleri çekiştirmiş,oynamış.

Şimdi uyuyormuş,annesi  Tuğba da kendisini sevenlere bunları anlatıyormuş.Neden masal gibi miş,mış diyormuş.Belki dün ağlayarak bir ajandaya yazdığı iki sayfayı geçirmek içinden gelmediği çünkü ajandayı açıp yazdıklarını yeniden okuduğunda üzüleceğini düşündüğünden,unutulmak üzere yazılmış kalsın istediğinden bugün tekrar  eski bir masalı okurmuş gibi yazmak istediğinden kimbilir  belki de arkadaşı Sema‘nın kendisini yetenekli görüp aylar öncesi masal yazması konusunda ki ısrarından etkilendiğindendir..

Sevgi ve selamlar..

Haz 15

Dad & girls celebrate new baby brother

Her ne kadar anneler günü kadar kolay hatırlanmasa da babalarında bir günü var  :)

Babacığımın,sevgili eşimin ve tüm babaların günü kutlu olsun.

Siteye yazamıyorum,ziyaretlere de gelemiyorum.Çok meşgul,her an yoğun bir program içinde,her yere yetişen,hiçbir şeyden geri kalmayan,daha okulunu bile bitiremediği halde ikide bir olmayan mesleğini marifetmiş gibi söyleyen kadınlardan değilim!Böyle kasıntı tipleri anlıyamıyorum,nedir bu çekememezlik,nedir bu mükemmel kadın görüntüsü oluşturma çabası.İyi bir eğitiminin olmaması,iyi bir işinin olmaması dünyanın sonu değil!Valla bir sene ev hanımlığı yapmış oldum.En güzel meslek.Kendini çocuğuna eşine adıyorsun.Tüm ev hanımlarına kucak dolusu sevgiler..

Böyle sanal alemde kasılmaya,gerilmeye gerek yok,rahat olun.Herkes birşey olmak zorunda değil!İş insan olmakta!!İnsan olabilmekte!Bu sözler bazı taklitçi zihniyetlere!Sen koş aynaya bak eğer yüzün kızardıysa sen de bunlardan birisin!Ama yok benim sayfama böyle iki yüzlüler giremez!Yani hala taklit edecek birşeyim kaldıysa giriyordur belki!

Yazamıyorum çünkü yarın göreve başlıyorum.Bu sebeble bitirmem gereken işlerimi hallettim.Hepsi bu,abartılacak bir durum yok yani.Ben de sizlerden biriyim hanımlar.Ev işleri,alışveriş,bildik nedenler…

En yakın zamanda yeni tarifler ve yeni muhabbetlerde buluşmak dileğiyle..

Haz 11

 

Şimdi yazmaya başlıyorum mesajını bırakalı tam 3 saat 43 dakika olmuş. Yazmak için son derece müsait olmama rağmen merakıma engel olamayıp bazı haberleri inceleme gereği  duydum.

Birkaç aydır insanın kanını donduran,korkuyla birlikte üzüntü,tiksinti,ürperti ve bir  o kadar da acıma duygusunu kabartan cinayet haberleri.Bu tür haberleri ailemden edindiğim bir özelikle dinlememeye özen gösteren biri olarak haberleri ya istemeden duydum ya da internette okumak durumunda kaldım.Beni etkileyen yanı ise maktulun anne katilinse evlat olması.

Profösör bir annenin kızı tarafından katlini kızın psikolojik bozukluklarının olmasına bağlayıp geçmiştim.Eğitimci de olsa bir annenin evladıyla  iletişim kuramayabileceği gerçeğini görmüştüm.

Bursadaki 17 yaşındaki gencin hikayesi pek üzdü beni.Bu satırları yazarken aklıma daha 17,17,17ymiş şarkısı geldi Teoman’dan.Biliyormusunuz ilk resmi olarak göreve başladığım  yıl 8.sınıf bir öğrencim hareketleriyle,görüntüsüyle daha bir olgun geliyordu bana.Sene sonunda öğrenci dosyalarını doldururken bir de baktım yaşıtlarından 2 yaş büyük.Yani herhalde 16 ya da 17.Aman Allah’ım  bu yaştaki bir çocuk,yoksa genç demek daha  mı doğru..yok yok bence çocuk.17 yaş,ergenlik,kendini ispatlama,kişiliğini oturtma çabası daha doğrusu kişilik arayışı,özentiler,beklentiler,hep ben,hep banalar..en zor yıllar..

Baştan söyleyeyim annelerin kaç parçaya ayrıldığını falan anlatmayacağım,o yüzden korkmadan yazımı okumaya devam  edebilirsiniz:)

Benim bahsetmek istediğim ailelere  düşen görevler ve ailemde yakaladığım doğru davranışlardan örnekler..

Katilin saçlarının kırmızı tırnaklarının siyah olmasının nedeni hayranı olduğu metal gruba benzeme çabası.Öncelikle gençlerin ergenlik döneminde şarkıcılara,gruplara olan hayranlıklarını ve müzik seçimlerini eleştirmeden ve onları kırmadan anlamaya çalışarak kabullenmekle başlamalı fakat fiziksel değişimlere girmelerine izin verilmemeli ya da dizginlenmeli.Ben ağır  metal falan dinlemedim,latin müziklerinden hoşlanıyordum ve Ricky Martin hastasıydım.O zamanlar Türkiye’de henüz tanınmıyordu,ben yabancı müzik kanallarından keşfetmiştim.Babamdan Ankara’ya gittiklerinde albümünü istemiştim,babam çok zor bulmuştu.Şarkılarını ezberlemiştim.Odamda posterleri vardı,2 sene sonra posterleri kendi rızamla indirdim.Yeni albümü çıktığında almadım bile.Yani bunlar geçici dönemler..

Gerçi böyle konuştuğuma bakmayın,Allah korusun kızımın odasına girdiğimde Marilyn Manson posteri görmeyi asla istemem!

Okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi dersini kaldırmayı düşünen ve bunu savunan zihniyete bu cinayetler kapak olsun!Satanist değil,din karşıtıyım diyor katil.Allah inancı olmayan biri elbette Allah korkusu da taşımayacak,manevi boşluğunu dolduramayınca kendini jiletlemekle başlayıp annesini doğramaya kadar gidebilecek bir şeytani yola sapabilecektir.Tabii bu demek değil ki tüm katiller ateist.Bu sadece Allah’ı kaybeden bir ergenin düşebileceği durumu gösteriyor.

Annem ve babam ben üniversite 3. sınıfa gidene kadar bana korku filmi seyrettirmediler.Aranızda gülenleriniz var belki.Ciddi söylüyorum,korku filmi seyretmedim o yaşıma kadar.O zamanda gece yarısı tesadüfen elm sokağı kabusu başlıyordu,bir cesaretle seyrettim,ardından birkaç tane daha.Ama bu filmleri izleyecek doğru yaştaydım.Öğretmen olmama bir yıl kalmıştı.Katilin örnek aldığı kişiler listesi baştan sona katillermiş.Demekki bunları çocuk yaşta seyretmiş ve idolü Karındeşen Jack’in  etkisinden kurtulamamamış. Olabilir,tvde yaş sınırlamalarına dikkat edilmeli,uygun olmayan programlar çocuklara seyrettirilmemeli.İnternete güvenlik programı yüklenmeli.Ekranın karşısında sınırsız özgürlük tanınmamalı.

Arkadaş gurubu takip edilmeli,gerekirse aileler tanışmalı,diyalog halinde  olmalı.Anneciğim orta okuldayken arkadaşlarımın annelerini eve kabul eder,tanışırdı.Varmış bir bildiği:)

Çocuklarla,gençlerle konuşurken doğru  bir dil kullanılmalı.Ve bu dil “ben dili” olmalı.Herhalde eğitimci arkadaşlar  bu söze gülümsediler.Kpss’ye girecek Meltem’im burdanda  gelebilir :) Başarılar arkadaşıma!

Ben dili demek çocuğunuzla konuşurken onu şuçlayarak değil,onun yaptığından duyduğunuz rahatsızlığı dile getirerek konuşmaktır.Örneğin “kapıyı çarpma!” diye bağıracağınıza “sen kapıyı çarpıcınca ben irkiliyorum,üzülüyorum,lütfen yavaş kapat”şeklinde konuşmaktır.

Pek çoğumuzun bildiği gibi olumsuz cümleler yani yasaklar herkeste yapma isteği uyarır,o yüzden olumlu pekiştireçler tercih edilmelidir.

Sevgili dostlar ben bir öğretmen ve anne kimliğimle üzerime düşeni yaptım hergün binlerce insanın ziyaret ettiği bu siteden belki bunları okuyup kendine pay çıkaracaklar vardır diye kendimce doğruları gösterdim.

Kronik ürtiker hastası olarak üniversite 4den bu yana allerji olmuyordum,yaklaşık bir aydır tekrarlıyor.Bugün  doktora gittim,ilacımı aldım,bu saat oldu ve ilacı almamama rağmen Allaha çok şükür allerjim yok.

Oturma odamızın duvarları somon rengiydi,eşimle güz gülü renginde karar kıldık,harika oldu,oda acayip ferahladı.Evini boyatacaklara fikir verir diye düşünüyorum.

Saat gecenin 00:50 si bu saatte tarif yazmamı beklemiyorsunuz değil mi?Yukarıdaki pizzaların tarifini daha önce vermiştim,bunların tek farkı evde domates olmadığından 1 kaşık salçayı sulandırıp pizzaların üstlerine paylaştırılarak yapılmış olmaları.Sizde böyle çözümler bulabilirsiniz:)Tarif burada tıklayın.

Allah hepimize hayırlı evlat olmayı,hayırlı evlatlara sahip olmayı nasip etsin..duası ile bugünlük bu kadar..

Haz 09

 

Her güzel şeyin bir sonu varmış denir hani. Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği-24 de benim için biraz yorucu olmakla birlikte çok güzel bir  anı olarak kalacak.

Sevil ve  Selma ya ev sahibeliğine beni seçtikleri için çok teşekkür ederim.Ve bu arkadaşlarımla birlikte porselen demlik çay saati etkinliklerini başlatan Nasibime de teşekkürler..

Oldum olası misafiri severim,hele bir de böyle elinde pastası böreğiyle gelen yüzlerce misafire ne  denir :) Ellerinize sağlık.. O nefis börekleri,tatlıları,salataları,pastaları,kurabiyeleri ve saymakla bitmeyecek o güzelim lezzetleri yapıp,kaptığı gibi keyifli mutfağıma koşan gönlü güzel,marifetli hanımlar hepinize yürek dolusu sevgiler..

11 aylık bir yaramaz kızla nasıl üstesinden gelirim diye düşünürken 263 tarif gelivermiş de etkinlik bitmiş bile:) Beni yalnız bırakmadığınız için sağolun arkadaşlar..

Beni arkadaş listesine ya da bağlantılarına ekleyen arkadaşlarımdan benden de kendilerini eklememi isteyen arkadaşlarım bana bildirirlerse hemen eklerim.Malum etkinlik dolayısıyla tarif eklemeye anca yetişebildim. Sayfasına gelip teşekkür etmediğim gözden kaçan arkadaşım varsa burdan teşekkürlerimi sunuyorum.Ayrıca davet edemediklerim de kusura bakmasınlar,bu iş gerçekten kolay değil.

Yeni ev sahibemiz Hülya,kendisine kolaylıklar dilerim,güzel bir etkinlik olacağına eminim.

Ben de sizler için bir pasta yaptım. Bakalım beğenecek misiniz :)

TARİF NO:265

TARİFİN ADI:ÇİLEKLİ PUDİNGLİ YAŞ PASTA

Malzemeler:

  • 3 Yumurta
  • 3 kahve fincanı şeker
  • 3 kahve fincanı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya

Islatmak için:

  • 1 çay bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı şeker

Puding için:

  • 1 paket çilekli puding
  • 2,5 su bardağı süt

Krem şantisi için:

  • 1 paket sade krem şanti
  • tarife göre süt

Kreması için:

  • 1 su bardağı ve çeyrek  su bardağı süt
  • 1,5 çorba kaşığı  un
  • yarım su bardağı toz şeker
  • 1paket vanilya

Süslemek için:

  • 200 gram kadar çilek

Yapılışı:

  • Yumurta ve şeker köpürene kadar en az 5dk mikserle çırpılır.
  • Un,kabartma tozu vanilya eklenip karıştırılır.
  • Margarinle yağlanmış yuvarlak orta boy tepsiye dökülür.Ben 26 cmlik kelepçeli kalıp kullandığımda fooss diye ortası göçüyor:)Eğer normal fırın kabıysa sorun yok:))
  • 170 derecede pembeleşene kadar pişiriyoruz.
  • Fırından çıkınca şekerli sütü üstüne gezdirerek döküyoruz.
  • Pudingimizi tarifine göre pişirip ılıyınca pastanın üstüne sürüyoruz.
  • Büyüklüğüne göre ikiye veya dörde bölünmüş çilek taneleriyle dolduruyoruz.
  • Krem şantiyi hazırlayıp bir kasesini üstünü kaplamak ve süslemek için ayırıyoruz.
  • Krema malzemelerinin hepsini soğuk olarak tencereye alıp çırpma teliyle karıştırarak pişiriyoruz.
  • Soğuyunca kalan kremşantiyle birlikte mikserle karıştırıp kaynaştırıyoruz.
  • Çileklerin üstüne kremamızı sürüyoruz.
  • Ayırdığımız kasedeki krem şantinin bir kısmını kremanın üstüne sürüyoruz.
  • Tırtıklı bir bıçakla üstünden hafifçe geçip pastamızın üstünü düzleştiriyoruz.
  • Şantinin kalanı ile krema sıkacağı ile şekiller verip arzu ettiğimiz yerlerini de çilek taneleriyle süslüyoruz.
  • Buzdolabında bir gece bekletip servis yapıyoruz.
  • Afiyetle…